ana sayfa iletişim
57.000 kelime ile internet'in en kapsamlı Osmanlıca - Türkçe Sözlüğü
Osmanlı'da kullanılan ölçü birimlerini, günümüz ölçülerine dönüştürebilirsiniz!
- Yardımcı Klavye -
Arama şekli:
Arama sonuçları:
"dan yap��lmak" deyimiyle ilgili toplam 1323 kelime bulundu, fakat sonuçlar 300 adet ile sınırlandırıldı.
Daha kesin sonuçlar için aranacak kelime(leri)nizi gözden geçirin.
İstidbar
  • (İdbar. dan) Yüz çevirmek. Arka dönmek.
  • Geri geri gitmek.
  • Bir kimsenin peşinden gitmek.
İstifrag
  • (Ferag. dan) Kusma. Kay.
  • Mümkün olanı sarfetmek.
İstifsad (Fesâd. dan) Bir şeyin bozulmasını arzulama, fesâdını isteme.
İstigbar (Gubar. dan) Tozlaşma.
İstiğfar (Gufran. dan) Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. Tevbe etmek. Yalvarmak. "Estağfirullâh" demek. (Cehennem azabını intaç eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennem'in tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa bütün ruhiyle Cehennem'in ademini arzu ettiğinden küçük bir emare ve bir şüphe Cehennem'in inkârına cesaret veriyor. L.) (Şeytanın mühim bir desisesi: İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir. Tâ ki, istiğfar ve istiaze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki, nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksiratdan takdis etsin. Evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz te'vil ile te'vil ettirir. $ sırriyle: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Alişan, $ dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir. Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstahak olur. L.)
İstihda' (Hüdâ. dan) İrşad ve hidâyet istemek. Hak, hakikat, imân ve İslâmiyet yolunu istemek.
İstihlas
  • (Hulus. dan) Bir şeyi elde etmeğe çalışma.
  • Kurtarma veya kurtarılma.
İstikdar Cenab-ı Allah'dan (C.C.) hayırlı şeylerin olmasını isteme.
İstikfaf
  • (Kifâf. dan) Kanaat etme, az şeyi yeter bulup râzı olma.
  • Yetişme.
  • Dilenci gibi el uzatma.
İstikrar (Tekrar. dan) Tekrarlatmak.
İstimsak (İmsak. dan) Nefsine hâkim olma, kendini tutma.
İstinkâh (Nikâh. dan) Bir kadını nikâhla alma, nikâhlamak isteme.
İstinsah (Nush. dan) Nasihat alma. Öğüt isteme.
İstinsar (Nasr. dan) Yardım isteme.
İstirca (Recâ. dan) Yalvarma, dileme, rica etme.
İstirkak
  • (Rıkk. dan) Harbde düşman tarafından esir alma.
  • Köle edinme, bir kimseyi kendine köle olarak alma.
İstirşad (Reşad. dan) Hak yoluna gitmek isteme.
İstirzak (Rızk. dan) Rızk ve nafaka elde etmek için çalışma.
İstis'ad (Sa'd. dan) Uğurlu sayma. Mes'ud nazarıyla bakma.
İstisal
  • (Asl. dan) Kökten koparıp çıkarmak.
  • Tıb: Bedenden kesilmesi veya koparılması istenen bir parçayı, uru kökünden koparmak.
İstisdad (Sedad. dan) Doğruluk, dürüstlük.
İstisvab (Savab. dan) Doğru bulma, mâkul görme, beğenme.
İstişat(a)
  • (Şatt. dan) Çok kızma, öfkelenme, gazaba gelme.
  • Coşma, taşma.
  • (Kuş) hızla uçma.
İstişfaf (Şeffaf. dan) Şeffaf ve saydam olma.
İstitaat (Tav'. dan) Tâkat getirmek. Kudreti ve gücü yeter olmak.
İstitbab
  • (Tıbb. dan) Doktora başvurma, kendini hekime gösterme.
  • İlâç arama.
  • Çare isteme, derdine devâ arama.
İstitmam (Tamam. dan) Tamamlama, tamamlamağa çalışma. Tamamlamasını isteme. Bitirmek için uğraşma.
İstiz'af (Za'f. dan) Zayıf ve âdi görme, küçümseme.
İstizae (Ziya. dan) Işıklanma, aydınlanma, ziyalanma, nurlanma.
İstizlal
  • (Zıll. dan) Gölgelenme. Gölge altına girme.
  • Sığınma, himâyesine girme.
  • Gölgede oturma.
Sayfalar [ 9 / 10 ]: << ilk sayfa | < önceki sayfa [ 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ] sonraki sayfa > | son sayfa >>
osmanlicaturkce.com - © 2007-2022 - iletişim
osmanlıca türkçe eski dil arapça online sözlük sözlüğü çeviri lugat tercüme kelimesinin anlamı ölçüler birimleri uzunluk alan ağırlık ölçüsü dönüştürücü dönüştürme