ana sayfa iletişim
57.000 kelime ile internet'in en kapsamlı Osmanlıca - Türkçe Sözlüğü
Osmanlı'da kullanılan ölçü birimlerini, günümüz ölçülerine dönüştürebilirsiniz!
- Yardımcı Klavye -
Arama şekli:
Arama sonuçları:
"dan yap��lmak" deyimiyle ilgili toplam 1323 kelime bulundu, fakat sonuçlar 300 adet ile sınırlandırıldı.
Daha kesin sonuçlar için aranacak kelime(leri)nizi gözden geçirin.
İktira' (Kirâ. dan) Kiralama, kira ile tutma.
İktirab (Kurb. dan) Yanaşma, yaklaşma, takarrüb.
İktirah (C.: İktirahat) (Karh. dan) Evvelden hazırlamadan düzgün bir şekilde ve içe doğduğu gibi (şiir veya nutuk) söyleme.
İktiraz (Karz. dan) Borç alma.
İktisam (Kısım. dan) Bölüşmek, paylaşmak.
İktisar (Kasr. dan) Sözü kısa kesmek. Kısaltmak.
İlgaz (Lugaz. dan) Sözde maksadı gizleme.
İltihaf (Lihaf. dan) Sarılıp bürünme. Örtünme.
İltikam (Lokma. dan) Lokma etme, yutma.
İltizam
  • Kendine lâzım kılma. İcrasına cehdettiği şeyi kendi üzerine vâcib kılma. Mülâzemet etme. Gerekli bulma.
  • Tarafgirlik etme, birinin tarafını tutma.
  • Onyedinci y.y. dan itibâren devlete gelir getiren kaynaklar, yavaş yavaş belirli bedel karşılığında şahıslara verilmeğe başlandı. Bu usulün adı iltizamdı. İltizamı üzerine alan kimseler, yani mültezimler; geliri devlete peşin olarak öderler, sonra bunu halktan tahsil ederlerdi. (Bak: Mültezim) (Dimağda merâtib var, birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif. Evvel tahayyül olur, sonra tasavvur gelir.Sonra gelir taakkul, sonra tasdik ediyor sonra iz'an oluyor.Sonra gelir iltizam, sonra i'tikad gelir.i'tikadın başkadır, iltizamın başkadır. Her birinden çıkar bir hâlet: Salâbet i'tikaddan.Taassub iltizamdan, imtisal iz'andan, tasdikten iltizam, taakkulde bitaraf, bibehre tasavvurda. Tahayyülde safsata hasıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir.Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek her demde.Sâfi olan zihinleri cerhdir, hem idlâli. S.)
İlzak (Lazk. dan) Yapıştırma.
İmsas
  • (Mass. dan) Emdirme, emdirilme.
  • Tıb: Suda erimiş ilâcı şırınga etmek.
İmtiha' (Mahv. dan) Mahvolma, perişan olma, yok olma.
İnare (Nur. dan) Nurlandırma, aydınlatma, ışıklandırma.
İnbika (Bükâ. dan) Ağlama, göz yaşı dökme.
İnfirak (Fark. dan) Ayrılma.
İnfisad (Fesad. dan) Bozulma, fesada uğrama.
İnhida' (Hud'a. dan) Aldanmak, hileye düşme.
İnhisam (Hasm. dan) Kesip bitirme, halletme.
İnkâh (Nikâh. dan) Nikâh etme veya edilme.
İnkıza' (Kazâ. dan) Sonu gelip bitme. Tamam olma. Mühleti sona erme.
İnma' (Nemâ. dan) Arttırma, nemâlandırma.
İnsak
  • (Nesak. dan) Düzenli yazı yazma.
  • Kâfiyeli, secili ve akıcı bir tarzda söz söyleme.
İnsıbağ
  • (Sıbg. dan) Boya tutma, boyanma.
  • Temizlenme.
İnsifa'
  • (Nısıf. dan) Bir şeyin ortası.
  • Bir şeyin yarısını alma.
  • Gündüzün ortası.
  • Hakka hizmet.
  • Adaletle mukabele etmek. Mazluma yardım edip zâlimden hakkını almak.
İntıbak (Tıbk. dan) Uygun olmak, muvâfakat. Mutabık, mümâsil ve muvâfık olmak.
İntisab
  • (Nasb. dan) Dikilip durmak.
  • Yükseğe kaldırmak.
  • Bir mansaba tayin olunmak.
  • Gr: Kelimenin mansub olması (Bak: Mansub)
İntizar (Nazar. dan) Gözlemek. Ümidederek beklemek.
İnzal
  • (Nüzul. dan) İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme.
  • Tenasül âletinden meninin çıkması.
İnzar (Nazar. dan) Te'hir etme, geciktirme. İmhal.
Sayfalar [ 7 / 10 ]: << ilk sayfa | < önceki sayfa [ 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ] sonraki sayfa > | son sayfa >>
osmanlicaturkce.com - © 2007-2022 - iletişim
osmanlıca türkçe eski dil arapça online sözlük sözlüğü çeviri lugat tercüme kelimesinin anlamı ölçüler birimleri uzunluk alan ağırlık ölçüsü dönüştürücü dönüştürme