ana sayfa iletişim
57.000 kelime ile internet'in en kapsamlı Osmanlıca - Türkçe Sözlüğü
Osmanlı'da kullanılan ölçü birimlerini, günümüz ölçülerine dönüştürebilirsiniz!
- Yardımcı Klavye -
Arama şekli:
Arama sonuçları:
"dan yap��lmak" deyimiyle ilgili toplam 1323 kelime bulundu, fakat sonuçlar 300 adet ile sınırlandırıldı.
Daha kesin sonuçlar için aranacak kelime(leri)nizi gözden geçirin.
İşfa' (Şifâ. dan) Hastaya şifalı şeyler verme. Hastanın iyileşmesi için çeşitli çarelere başvurma.
İştikâ' (Şekva. dan) Şikâyet etme, şekvada bulunma.
İştirat (Şart. dan) Şarta bağlama, şarttlaşma.
İtare
  • (Tayerân. dan) Uçurma veya uçurulma.
  • Hızla gönderme, yollama.
  • Otomobil tekeri.
İtaş (Atş. dan) Susuz bırakma, susuz olma.
İttiaz (Va'z. dan) Nasihat ve öğüt dinleme.
İzae (İzâet) (Zû. dan) Işık verme, aydınlatma, ziya verme. (Bak: Izaet)
İzlal (Zıll. dan) Gölge yapmak. Gölge koymak. Gölgelendirmek.
Kabl-el Milâd İsa'dan (A.S.) önce, milâddan evvel.
Kabl-el Vuku' Vuku'dan evvel. Olmadan evvel.
Kadih(a) (Kadh. dan) Bir kimse hakkında kötü söz söyleyen. Zemmedici, çekiştirici, kötüleyici.
Kaid (Kuud. dan) Oturan, oturucu, oturmuş.
Kali' (Kal. dan) Kökten söküp atan. Kökünden çıkaran.
Kanit
  • (A, uzun okunur) (Kunut. dan) Kunut ve duâ eden.
  • İtaatlı.
  • Sükût eden.
Kasid
  • (C.: Kasidân) (Kasd. dan) Tasarlıyan, kasdeden.
  • Haberci, postacı.
Kaside-i Ercuze (Ürcuze) Hz. İmam-ı Ali (R.A.) tarafından bahr-ı recez vezni üzere yazılan ve istikbalden haber veren meşhur kasidenin adı. (Mecmuat-ül Ahzab'ın 582. sahifesinden 597. sahifesine kadar o Ercuzedir. O Ercuzenin mevzuu ve içindeki maksad-ı aslî; İsmi A'zamı tazammun eden altı ismin ehemmiyetini beyan etmek, hem o münâsebetle istikbaldeki bir kısım umur-u gaybiyeye ve te'sis-i İslâmiyette bir kısım mücâhedâtını işâret etmektir. Evet, Hz. İmâm Üstâdı olan Habibullah'dan (A.S.M.) aldığı dersin bir kısmını işarî bir surette zikrediyor... L.)
Kasîr (Kasr. dan) Kısa, boynuz, ufak boylu.
Katı'
  • (Kat'. dan) Kesen, Kat' eden. Durduran, mâni olan.
  • Keskin ve iyi bileylenmiş kılıç.
Kavvas
  • (Kavs. dan) Oklu asker.
  • Ok imâl eden kimse. Okçu.
Kayyum (Kıyâm. dan) Camilerde iş gören kimse. Cami hademesi.
Kazaha (Kazâ. dan) Kazalar. İlçeler. Kaymakamlık idareleri.
Kelâmullah Allah kelâmı, Kur'ân-ı Kerim. (Bak: Kur'ân) (Kur'ân başka kelâmlarla kabil-i kıyas olamaz. Çünkü, kelâmın tabakaları, ulviyet ve kuvvet ve hüsn-ü cemâl cihetinden dört menbaı var. Biri mütekellim, biri muhâtab, biri maksad, biri makamdır. Ediblerin yanlış olarak, yalnız makam gösterdikleri gibi değildir. Öyle ise, sözde "Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne için söylemiş? Ne makamda söylemiş?" ise bak. Yalnız söze bakıp durma.Madem kelâm kuvvetini, hüsnünü bu dört menba'dan alır. Kur'ânın menbaına dikkat edilse, Kur'ân'ın derece-i belagatı, ulviyet ve hüsnü anlaşılır. Evet, madem kelâm mütekellime bakıyor; eğer o kelâm emir ve nehiy ise; mütekellimin derecesine göre irâde ve kudreti de tazammun eder. O vakit söz mukavemetsûz olur, maddi elektrik gibi te'sir eder. Kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezâyüd eder. S.)
Kudsî (Kuds. dan) Mukaddes, kutsal, muazzez.
Kurevî (Kurâ. dan) Köylü. Köye âit, köye dâir.
Lâyülhîhi (İlhâ. dan) Ona gaflet vermez. Onu boş şeyler meşgul etmez. Boşuna iş yapmaz.
Lenf
  • (Lenfâ) Tıb: İnce damarların içinde dolaşan beyaz kan. Kanın esasını teşkil eden sıvı.
  • Eski tıbba göre; ahlât-ı erbaa'dan birisi. (Bak: Hılt)
Luka Meşhur olmuş dört İncil kitabından birisidir. Hz. İsa Aleyhisselâm'dan sonra mühim Hristiyan doktorlarından birisi olan Luka adındaki zatın yazdığı İncil'dir. Bu Zâtın (Mi: 70) yılında vefât ettiği yazılıdır.
Lut (a.s.) Hz. İbrahim'in kardeşi Harran oğlu Lut (A.S.) onunla beraber Bâbil diyarında Şam yakasına geçmişti. Sodom nahiyesine peygamber oldu. Bu nâhiyenin ahalisi ehl-i küfr ve fücur idi. Yolsuz giderlerdi ve hiçbir kavmin yapmadığı fuhşiyatı yapalardı. Hz. Lut, onları doğru yola dâvet etti, dinlemediler ve çok nasihat etti, kabul etmediler. Cenab-ı Hak da onların başına taş yağdırdı ve zelzele ile köylerinin altını üstüne getirdi. Cümlesi helâk oldu. Yalnız Lut (A.S.) ehl-i beytiyle geceleyin içlerinden çıkıp kurtuldu. (Kısas-ı Enbiya'dan)
Ma'ber
  • (C.: Maâbir) (Ubur. dan) Geçit, kemer, köprü.
  • Geçilecek yer.
Ma'rız (Ma'raz. dan) Bir şeyin görünüp çıktığı yer. Bir şeyin bildirildiği, arzolunduğu makam.
Sayfalar [ 10 / 10 ]: << ilk sayfa | < önceki sayfa [ 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ] sonraki sayfa > | son sayfa >>
osmanlicaturkce.com - © 2007-2022 - iletişim
osmanlıca türkçe eski dil arapça online sözlük sözlüğü çeviri lugat tercüme kelimesinin anlamı ölçüler birimleri uzunluk alan ağırlık ölçüsü dönüştürücü dönüştürme