ana sayfa iletişim
57.000 kelime ile internet'in en kapsamlı Osmanlıca - Türkçe Sözlüğü
Osmanlı'da kullanılan ölçü birimlerini, günümüz ölçülerine dönüştürebilirsiniz!
- Yardımcı Klavye -
Arama şekli:
Arama sonuçları:
"karanlık" deyimiyle ilgili toplam 100 kelime bulundu.
Magtuş Karanlık yer.
Melez
  • (Meles) İki ırkın karışması neticesi hâsıl olan yeni bir nesil. Ayrı iki cinsten doğmuş olan.
  • Aydınlıkla karanlık arası, alaca karanlık.
Muzlim
  • Karanlık. Zulmetli. Dehşetli. Siyahlık. Siyah.
  • Bilinmeyen. Meçhul.
Müdlehimm Karanlık.
Ne-şebem Farsça

Ben karanlık gece gibi nursuz değilim (meâlinde.)
Ne-şebperestem Karanlık ve zulümatı seven ve isteyen değilim.
Negatif Farsça, matematik

  • Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan sayı. Menfi.
  • Gerçekteki karanlık ve aydınlık kısımları tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi. (Bak: Menfi)
Nimmuzlim Farsça

Yarı karanlık.
Nimzulmet Farsça

Yarı karanlık.
Sahretullah Kudüs'te, Beyt-i Mukaddes'te çok eski ve tarihî bir kaya. Hazret-i Peygamber (A.S.M.), Mir'ac gecesinde bu kayadan uruc ettiği hakkında rivayet vardır. Bu kayaya "Hacer-i Muallak" da denir. (Felsefenin ruhsuz kanunları pek karanlık ve vahşetli gösterdikleri hilkat-i arziye ve vaziyet-i fıtriyesini bu meyve ile nurlu, ünsiyetli bir tarzda, "Sevr ve Hut" namlarındaki iki meleğin omuzlarında, yani nezaretlerinde ve Cennet'ten getirilen ve fâni Küre-i Arz'ın bâki bir temel taşı olmak, yani ileride baki Cennet'e bir kısmını devr etmeğe bir işaret için Sahret nâmında uhrevî bir madde, bir hakikat gönderilip "Sevr ve Hut" meleklerine bir nokta-i istinad edilmiş, diye Benî-İsrail'in eski peygamberlerinden rivayet var ve İbn-i Abbas'tan dahi mervidir. Maatteessüf bu kudsi mânâ, mürur-u zamanla bu teşbih, avamın nazarında hakikat telâkki edilmekle aklın hâricinde bir suret almış. Madem melekler havada gezdikleri gibi, toprakta ve taşta ve yerin merkezinde de gezerler, elbette onların ve Küre-i Arz'ın, üstünde duracak cismanî taş ve balığa ve öküze ihiyaçları yoktur. Ş)
Sedef
  • Karanlık ve aydınlığın karışması.
  • Gece ve sabah.
  • Sabahın evveli.
Sehab
  • (C.: Sehâib) Bulut.
  • Karanlık.
  • Bulut gibi uçuşan böcekler.
Süfyan Âhir zamanda geleceği ve ümmetin karanlık günler yaşamasına vesile olacağı sahih hadislerle bildirilen dehşetli dinsiz ve münâfık bir şahıs. (Bak: Deccal) (Rivâyetler, deccalın dehşetli fitnesi, İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiâze etmiş. $ Bunun bir te'vil şudur ki: İslâmların deccalı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali'nin (R.A.) dediği gibi, demişler ki: Onların deccalı Süfyan'dır, İslâmlar içinde çıkacak aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin büyük deccalı ayrıdır. Yoksa, büyük deccalın cebr ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz. Belki günahkâr da olmaz. ş.)
Sütut
  • Zulmet, karanlık.
  • İnsanlara zahmet verenler.
Şafak
  • Tan zamanı. Güneş doğmağa yakın zaman veya güneş battıktan sonraki alaca karanlık. Gündüz.
  • Nahiye. Cânib.
  • Nasihat eden kimsenin "Nasihatım te'sir etsin, sözüm tutulsun" diye ıslah için gayret göstermesi.
  • Merhamet.
  • Harf.
Şeb Farsça

Gece, karanlık.
Şebak
  • Şehvet galip olup cimaa çok hırslı olmak.
  • Koyu karanlık.
Tafe
  • Yağmur.
  • Karanlık.
  • Güneşin, batmaya yaklaşması.
Taglis Farsça

  • k: Kurban bayramının ilk gününde Müzdelife'de bulunanlar için o günün Sabah Namazını fecri müteakib daha ortalık karanlık iken kılmak. (Bu çok efdaldir)
  • Bir işi üzerine almak.
  • Sabah karanlığında sefer etmek.
Tahatıh
  • Karanlık.
  • Bulutluluk.
Tahya Karanlık gece.
Târ Farsça

  • Karanlık.
  • Tel. Saç teli.
  • Tepe.
  • İplik.
Taran Farsça

Karanlık.
Tarî Karanlık, meçhul.
Tarik Farsça

Karanlık.
Tılmesa
  • Yol bulunmaz otsuz ve susuz korkunç yer.
  • Çok karanlık gece.
Tırmesa Karanlık, zulmet.
Tire Farsça

Karanlık. Bulanık.
Tireşeb Farsça

Karanlık gece.
Udmus Karanlık.
Sayfalar [ 3 / 4 ]: << ilk sayfa | < önceki sayfa [ 1 2 3 4 ] sonraki sayfa > | son sayfa >>
osmanlicaturkce.com - © 2007-2017 - iletişim
osmanlıca türkçe eski dil arapça online sözlük sözlüğü çeviri lugat tercüme kelimesinin anlamı ölçüler birimleri uzunluk alan ağırlık ölçüsü dönüştürücü dönüştürme