ana sayfa iletişim
57.000 kelime ile internet'in en kapsamlı Osmanlıca - Türkçe Sözlüğü
Osmanlı'da kullanılan ölçü birimlerini, günümüz ölçülerine dönüştürebilirsiniz!
- Yardımcı Klavye -
Arama şekli:
Arama sonuçları:
"gónül almak" deyimiyle ilgili toplam 209 kelime bulundu.
Masdar
  • Bir şeyin sudur ettiği (çıktığı) menba.
  • Gr: Fiilin şahsa ve zamana bağlı olmayan şekli, fiil kökü. Okumak, yazmak, kitabet, kıraat, ahz, almak... gibi. Masdar kelimesi.; ism-i mekândır, sudur etmek mânasına gelir. Fiilin mâna ve lâfız ciheti ile mebde' ve me'hazidir.
Meks
  • (C.: Mükus) Bir şeyin pahası noksan olma.
  • Öşür. Vergi. Vergi almak.
Mesbe'
  • Şarabı satın almak.
  • Dağ içinde olan yol.
Meşş
  • Elini bez ile silmek.
  • Bir şeyi aldıktan sonra yine almak.
  • Davarın sütünü sağıp bazısını koymak.
Mevr
  • Başka te'sirle bir şeyin dalga gibi gidip gelmesi. Çalkanmak.
  • Suyun yeryüzüne yayılması.
  • Hayvanlardan yün almak.
  • Yol, tarik.
  • Toz, gubar.
  • Rücu etmek, döndürmek.
Mezr
  • (Mezra) Zarif adam.
  • Bir kimseye düşmanlık etmek.
  • Parmakla çimdiklemek.
  • Su kırbasını tamamen doldurmak.
  • Tadını anlamak için biraz ağzına almak, içmek.
Mirşaha Eyer altına konulan keçeyi davardan almak.
Misas
  • El sürme, değme, dokunma.
  • Cima etmek.
  • Almak.
Muvakere Tarladan çıkan mahsulden bir kısmını almak şartıyla birlikte ekme.
Mübayaa Satın almak. Pazarlıkla bir şeyin değerini verip almak.
Mücazefe
  • Söz ile karşısındakinin hakkını örtmek, aldatmak.
  • Fık: Tartıp ölçmeden göz kararı ile yapılan tahmini satış. Götürü almak. Toptan satmak.
Müdayene Borç alıp vermek. Ödünç almak ve vermek.
Müracaat
  • (Rücu'. dan) Geri dönmek.
  • Baş vurmak, izin almak için veya bir iş için alâkadarlarla görüşmek.
  • Mütalâa istemek, danışmak.
Müsakat (Ka, uzun okunur) Meyvesinin bir kısmını almak şartiyle bir bağı veya ağaçları bir kimseye verme.
Mütelezzizâne Farsça

Lezzet alarak, lezzet almak suretiyle.
Müzamene Zamanla çalışıp ücret almak.
Nahf Aksırmak. Nefes almak.
Nasfet (Nasafet) İnsaf. Haklılık. Bir şeyin yarısını almak. Hakkaniyet. İnsanları, kanunların şümulüne girmeyen hakları te'min ve ifasına zorlayan fotri adâlet hissi.
Ne'ş Şiddetle ve kahirle almak. Zorla almak.
Neceş
  • Değeri artırmak için almak.
  • Bir kumaşın pahasını artırmak.
  • Dağılmış şeyleri bir yere toplamak.
  • Örtmek, setretmek.
Nehafe
  • Tıksırmak, aksırmak.
  • Nefes verip almak.
Nehb
  • Yağma, yağmacılık, çapul.
  • At oynatmak, koşturmak.
  • Kahr ile bir kişinin malını elinden almak.
Nehs
  • Kabzetmek, almak.
  • Yılan sokması.
  • Eti ön dişiyle almak.
Nehş
  • Yılan sokmak.
  • Almak, kabzetmek.
  • Ön dişiyle bir nesneyi ısırır gibi tutmak.
  • Et almak.
Nekam (A, uzun okunur) Bir kimseyi kötü bir fiilinden dolayı şiddetle cezalandırmak. İntikam almak.
Nesg
  • Gitmek.
  • Almak.
  • Ağaç kesildiğinde çıkan su.
  • Vurmak.
  • Dürtmek.
Nesie Veresiye almak. Satın alınan şeyin bedelini vermeyip sonraya bırakmak.
Nevş
  • Bir şeyi el uzatıp almak ve istemek.
  • Yürümek.
  • Sür'atle deprenip kalkmak.
  • Alıp yemek.
Nez'
  • Çekip koparmak, ayırmak.
  • Can çekişmek.
  • Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak.
  • Saymak.
  • Kaldırmak, yok etmek.
Pertab Farsça

  • Atılma, sıçrama.
  • Hız almak için geriden koşarak atılma.
  • Uzağa düşen ok veya başka bir şey.
Sayfalar [ 5 / 7 ]: << ilk sayfa | < önceki sayfa [ 1 2 3 4 5 6 7 ] sonraki sayfa > | son sayfa >>
osmanlicaturkce.com - © 2007-2018 - iletişim
osmanlıca türkçe eski dil arapça online sözlük sözlüğü çeviri lugat tercüme kelimesinin anlamı ölçüler birimleri uzunluk alan ağırlık ölçüsü dönüştürücü dönüştürme